|
abrasive: aşındırıcı. air conditioning machine: klima. anisotropy: izotropik olmama, anizotropi, eşyönsüzlük. amphibious: hem denizde hem karada giden. beam: kiriş. belting: kolan. bicycle lane: bisiklet yolu, bisiklet şeridi. black africa: siyah afrika. blech sheet iron: kara saç. boll: çekirdek kabuğu. bolting cloth: eleklik elbise. breeches: jokey pantolonu. broché: (fr) tığ, şiş. cable: kablo, halat. ceramic fibre: seramik lif. chain saw: zincirli testere. chain stitch: zincir dikiş. check: (tekstil) kare desen. chevron: zikzak. coat: kaplama, (tekstil) sıvama. coil: bobin, serpantin. color-coded: renkle kodlandırılmış. combing: tarama. container: kap,kutu. cordage: kordon. core: iç kısım. crochet: tığ işi, kroşe. crocidolite: krikidolit. curduroy: fitilli kadife. cyloid: çevrim eğrisi, sikloid. debur: (tekstil) çapak temizleme. diacetyl tartaric acid ester of vegetable mono- and diglycerides: mono ve digliseridlerin diasetil tartarik asit esterleri. diameter: çap. drigible: zeplin. disposable: tek kullanımlık, kullan-at. doubling: katlama. drench pit: asitleme çukuru. dromedary: tek hörgüçlü deve. embroidery: nakış, işleme. exhaust catalytic converter: egzoz katalitik konvertörü. exton: kalın naylon. extract: hülasa. fabric: kumaş, dokuma, mensucat. fast food: hazır yiyecek. fibre: lif. fine: güzel, ince. fishing line: olta. flake: flakon, pul. flax: keten. fleece: yapağı. flock: kırpıntı. fold: kıvrım. foodstuff: yiyecek. fragment: yığın. French window: Fransız penceresi; pencere kapı. frit: cam hamuru. galloon: kolon. gangue: ekonomik olarak değerli mineraller. garnetted: (tekstil) ditme. glycerol: gliserin, gliserol. gross vehicle weight: yüklü ağırlık. gum mastic: sakız, mastika. hand painting: el boyaması. hemihedral: yarım yüzlü. hemming: kenar bastırma (kumaş). housing: kabin. inradius: iç teğet çemberin yarıçapı. jet thrust: jet tepki kuveti. kier: çamaşır kazanı, kaynatma kazanı. knitted or crocheted: örme. lid: kapak. loom: dokuma tezgahı. loop: bukle, ilmek. LPG (Liquefied Petroleum Gas): sıvılaştırılmış petrol gazı. mane: yele. mantilla: kaşkol. marble: mermer. maternity: hamilelik, doğum. mineral wool: maden yünü. mitt: tek parmaklı eldiven. mitten: parmaksız tek parmaklı eldiven. monolith: taşıyıcı (otomobil aksamı). noil: buret. nucleus: atom çekirdeği. open work: ajur, gevşek dikiş. optical disc: optik disk. ore: maden cevheri, cevher. pad: (Otomotiv) balata. pantyliner (panty-liner): hijyenik ped. paraglider: yamaç paraşütü. petrifation: taş keilme, fosilleşme. pile: (tekstil) pelüş, hav, havlı. piping: biye. plain: (tekstil) düz dikiş. plain weave: (tekstil) bez ayağı. plait: örme, örgü. ply: kat, katmer, büklüm. post: direk. press-fastener: çıtçıt. quartz: kuvars (kuvartz). rag: paçavra. rayon: suni ipek, yapay ipek. ring: yüzük, bilezik. rope: ip, halat. rubicund: kırmızı, al. sawing machine: testere makinesi. shake: çatı örtüsü. short circuit: kısa devre, kontak; kısa devre yapmak. samovar: semaver. scour: temizlenmiş yün. scrap: döküntü. scutch: kabuğunu çıkarmak. selvedge: bordür, kumaş kenarı. sewing thread: dikiş ipliği. shawl: şal. shorn: kırkma, kırkılmış. silk yarn: ipek ipliği. sliver: şerit. slubbing: (tekstil) fitil. spinning: eğirme, bükme. solid hardwood: masif sert ahşap/ağaç. soya bean: soya fasulyesi. spray gun: püskürtme tabancası. stranded wire: demetlenmiş tel. tail: kuyruk. taperstry: duvar halısı. tar: zift. tarpaulin: tente, branda. terry: havlu, havlu kumaşı. thread: iplik. three-membered ring: halkasında üç atom olan. threshold: eşik. twill: dimi (örgü). twine: sicim. twisting: (tekstil) bükme. UV (Ultraviolet): mor ötesi, ultraviyole. vitreoelectric: cam elektriği. venous blood: kirli kan, toplardamarda toplanan kan, venöz kan. vermiculite: vermikülit. warp: çözgü. waste yarn: ipek döküntüsü. welded: dikişli, kaynaklı. wick: fitil. wimble: krank mili. water pipe: nargile. weft thread: atkı ipliği. yarn: iplik, sicim. ziberline: deve tüyü dokuma. |